Çatalköy’de Bu Hasar Tesadüf Değildİ
Bahçe ilk bakışta kusursuzdu.
Taş duvarlar, teraslanmış toprak, yukarıdan Girne dağlarına doğru yumuşak bir eğim. Ev yeni sayılırdı, çevre bakımlıydı, çim her zaman yeşildi. Sorun tam da buradaydı: çim fazla yeşildi.
Bu ev Çatalköy’ün yamaç tarafında yer alıyordu. Yağmur başladığında kimse paniklemedi. Kuzey Kıbrıs’ta yağmur genelde kısa sürer, toprak suyu emer, hayat devam eder. Bu sefer öyle olmadı.
Yağmur durdu.
Toprak durmadı.
Bahçenin arkasında, istinat duvarının dibinde biriken su görünmüyordu. Çünkü yüzeyde her şey düzgündü. Asıl mesele toprağın altındaydı. Drenaj hattı yoktu. Ne tahliye borusu, ne eğim kırıcı, ne de suyu yönlendiren bir sistem.
Su, en kolay yolu seçti.
Duvarın arkasını.
İlk gün sadece nem vardı.
İkinci gün boya kabardı.
Üçüncü gün parke hafifçe yükseldi.
Dördüncü gün “küçük bir sorun” olmaktan çıktı.
Sigorta dosyası açıldığında tartışma şuradan başladı:
Hasar ani mi, yoksa zamanla mı oluştu?
Yağmur ani idi.
Ama drenaj eksikliği eskiydi.
İşte Çatalköy ve benzeri yamaç bölgelerde sık yapılan hata burada ortaya çıkar. Bahçe, poliçede “güzel” diye geçmez. Toprak altı riskleri ise çoğu zaman hiç sorulmaz. Metrekare sorulur, bina yaşı sorulur, manzara konuşulur. Suyun nereye gittiği sorulmaz.
Bu vakada hasarın kendisi küçük değildi ama asıl maliyet zaman oldu. Kurutma, bekleme, ikinci ekspertiz, nem ölçümleri. Ev kullanılabilir haldeydi ama yaşanabilir değildi.
Keşke en başta şu soru sorulsaydı:
“Bu bahçede su nereye gider?”
Çatalköy’de birçok ev güzel bahçelidir.
Ama her güzel bahçe, güvenli bahçe değildir.
Bu yazı bir uyarı değil.
Bir not.
Bir koordinat.
Yağmur tekrar yağacak.
Toprak yine aynı yolu seçecek.