Yokuş Üstü Yerleşimlerde Tanıksız Hasarlar Neden Bu Kadar Yaygın?
Yokuş üstü yerleşimlerde açılan birçok dosyanın ortak bir özelliği vardır:
Tanık yoktur.
Hasar vardır ama anı yoktur.
İz vardır ama hareket yoktur.
Sonuç vardır ama başlangıç belirsizdir.
Eğimli sokaklarda park edilen araçlar çoğu zaman sürücüden uzun süre ayrı kalır. Gece olur. Hafta sonu olur. Sokak sakinleşir. Kamera yoktur ya da açı yetersizdir. Yerçekimi ise sessizce çalışmaya devam eder.
Bu nedenle bu sokaklarda oluşan hasarların büyük bölümü:
- kimsenin görmediği
- ses çıkarmayan
- kısa sürede olup biten
olaylardır.
Dosya açıldığında anlatım nettir ama eksiktir:
“Kimse görmedi.”
Tanık Yokluğu Yanılgısı
Tanığın olmaması, olayın olmadığını göstermez.
Yokuş üstü sokaklarda hasar, gösteri yapmaz.
Bir araç milimetrik kayar.
Bir başka araca yaslanır.
Baskı dağılır ve durur.
Bu süreç saniyeler içinde gerçekleşir. Sürücü yoktur. Komşular uyuyordur. Sokak lambası olayı aydınlatır ama kayda almaz.
Bu yüzden tanıksız hasarlar:
- sorumluluğu belirsizleştirir
- dosya süresini uzatır
- “park halindeydi” dilini güçlendirir
Sorun tanık eksikliği değil, olayın doğasıdır.
Mikro-Heritage Notu
1960’lı ve 1970’li yıllara ait yerleşim içi kayıtlar, yokuş sokaklarda meydana gelen küçük temasların büyük bölümünün tanıksız olarak kayda geçtiğini göstermektedir. O dönemlerde kamera ya da görsel kayıt imkânı yoktu, ancak dosya dili bugünkülerle benzerdi. Hasar vardı, anlatım sınırlıydı. Bu desen yıllar içinde değişmemiştir.
Tanıksızlık, geçici değil yapısal bir özelliktir.
Sessiz Kapanış
Yokuş üstü sokaklarda,
bazı hasarlar görülmez.
Ama kaybolmaz.