Yokuş Üstü Yerleşimlerde “Araç Park Halindeydi” Dosyaları Neden Bu Kadar Yaygın?
Yokuş üstü yerleşimlerde açılan birçok hasar dosyası aynı cümleyle başlar:
“Araç park halindeydi.”
Bu ifade çoğu zaman bir savunma değildir.
Bir tespittir.
Eğimli sokaklarda araç park edildiğinde, sürücü zihinsel olarak riski kapatır. Kontak kapalıdır. Araç terk edilmiştir. Hareket sona ermiştir. Ancak yokuş üstü yerleşimlerde park, riskin bittiği an değildir.
Yerçekimi, park sonrası da aktiftir. El freni yeterince sıkı değilse, otomatik vites P konumuna aşırı yük bindiyse ya da araçlar birbirine yakın park edilmişse, milimetrik bir hareket bile hasar üretmeye yeterlidir.
Bu nedenle bu tür sokaklarda:
- hasar anı net değildir
- sürücü araçta değildir
- olay sessiz gerçekleşir
Dosya açıldığında geriye yalnızca sonuç kalır. Ve dosya dili, doğal olarak şu noktaya gelir:
“Araç park halindeydi.”
Park Halinin Yanıltıcı Güveni
Park etmek, yokuş üstü sokaklarda bir durma değil, bir denge durumudur. Araç hareketsiz görünse bile fiziksel yük devam eder. Bu yük bazen bir araca, bazen birkaç araca dağılır.
Bu yüzden “park halindeydi” ifadesi:
- hatayı gizlemez
- ama riski açıklamaz
Sorun park etmek değil, parkın pasif sanılmasıdır.
Mikro-Heritage Notu
1960’lı ve 1970’li yıllara ait yerleşim içi hasar notlarında, yokuş sokaklarda park sonrası oluşan küçük temasların büyük bölümünün “araç park halindeydi” ifadesiyle kayda geçtiği görülür. Araç teknolojisi sınırlıyken bile bu dil değişmemiştir. Yokuş üstü yerleşimlerde park, tarih boyunca riskin sona erdiği an olarak algılanmış, ancak saha gerçekliği bunu sürekli olarak tersine çevirmiştir.
Bu ifade bir dönemsel alışkanlık değil, kalıcı bir algı biçimidir.