Gece, operasyon merkezine gündüzden farklı girer.
Dışarıda ada yavaşlar. Yollar seyrelir. Işıklar birer birer söner. Gün boyunca taşınan sesler, telaşlar, cümleler sessizce geri çekilir. İçeride ise hiçbir şey kararmaya karar vermez. Ekranlar aynı parlaklıkta yanar. Saatler ilerler ama dikkat dağılmaz. Zaman, burada gece olmayı kabul etmez.
İşte bu saatlerde sigorta, dosya olmaktan çıkar.
23:47’de bir titreşim. Bir motor en yanlış anda susmuştur. Noktalama işareti olmayan bir WhatsApp mesajı düşer ekrana. Acele vardır, panik yoktur. Başka bir ekranda hava durumu güncellenir. Bir isim belirir. Yıllardır sorunsuz ilerlemiş bir dosya, bu gece yardım ister.
Operasyon merkezinde kimse “neden şimdi” diye sormaz. Gece böyle çalışır. Sorular süslenmeden gelir. Satış dili yoktur. Slogan yoktur. Sadece konumlar, poliçeler, insanlar vardır.
Klavye sesleri yumuşaktır. Konum iki kez doğrulanır, çünkü haritalar geceleri daha çok yanılır. Çekici ayarlanır. Poliçe maddesi yavaşça tekrar okunur. Belirsizlik olduğu için değil, hata payı bırakmamak için. Telefonun diğer ucunda bir ses rahatlar. “Tamam, hallediyoruz” cümlesi bazen bir güven belgesidir.
Bu bir kahramanlık hikâyesi değildir. Bu, loş ışık altında yapılan doğru iştir.
Aralarda duraklamalar olur. Sessizlik değil. Nefes alma aralığı. Sunucuların uğultusu duyulur. Odanın hafif elektronik kokusu fark edilir. Sorumluluk, gece yarısından sonra daha ağır hissedilir ama aynı zamanda daha dürüsttür. Kimse rol yapmaz. İzleyen yoktur. Sadece sonuç vardır.
02:18’de bir mesaj gelir: “Çözüldü. Teşekkür ederim.”
İki kelime. Birçok rapordan daha ağırdır.
Sabah olduğunda gece görünmez olur. İnsanlar uyanır. Küçük bir aksaklığın sessizce nasıl çözüldüğünü bilmezler. Raporlar yazılır. Kayıtlar kapanır. Şehir, her şeyin kendiliğinden yürüdüğüne inanmaya devam eder.
Ama operasyon merkezi o geceyi hatırlar.
Her zaman hatırlar.