Kasko yaptırmadın. Şansa güvendin.
Bu bir suçlama değil.
Bu bir tespit.
Kasko yaptırmadığında aslında şunu demiş oluyorsun:
“Bir şey olmaz.”
Hayat genelde bu cümleyi sever.
Ama nadiren ciddiye alır.
Kıbrıs’ta kazaların çoğu büyük değildir.
Tampon sürtmesi.
Ayna kırığı.
Kapı göçüğü.
Yani “önemsiz” denilen şeyler.
Ama işte mesele burada başlar.
Çünkü küçük hasarlar:
- Hemen yapılmaz
- “Sonra bakarız” denir
- Araçla yaşamaya devam edilir
Ta ki bir gün o küçük hasar:
- Satışta değer düşürsün
- Muayenede sorun çıkarsın
- Yeni bir hasarla birleşsin
İşte o noktada şans sessizce masadan kalkar.
Kasko yaptırmamak cesaret değildir.
Tasarruf da değildir.
Bu, riski kişisel olarak üstlenmek demektir.
Ve risk matematik tanımaz.
O sadece zaman bekler.
Şunu kimse söylemez ama gerçek şudur:
Kasko, “kaza olur mu?” diye değil,
“olduğunda hayatın ne kadar aksar?” diye yapılır.
Çekici.
Servis.
Yedek araç.
Bekleme süresi.
Sinir.
Bunların hiçbiri kazanın büyüklüğüyle orantılı değildir.
Bazen en pahalı hasar,
en küçük darbeden çıkar.
Kasko yaptırmadığında kötü bir şey yapmadın.
Sadece bir tercihte bulundun.
O tercih şuydu:
Şansa güvenmek.
Şans bazen iyidir.
Ama sigorta, şansın tersine,
her zaman oradadır.
Bu yazı bir uyarı değil.
Bir hatırlatma.
Çünkü çoğu insan kaskoyu kazadan sonra hatırlar.
Ama o zaman iş işten çoktan geçmiştir.