Karakum Yağmur Riski
Karakum’da yağmur bir doğa olayı değildir.
Bir alışkanlıktır.
Şiddetli olmak zorunda değildir. Uzun sürmesi gerekmez.
Buradaki risk, yağmurun nasıl yağdığıyla ilgilidir.
Kıyıya paralel yollar suyu hızla toplar ama tahliye etmekte isteksizdir.
Bu yüzden ilk etkilenenler geniş caddeler değil, apartman altları ve kapalı otoparklardır.
Zemin kat dairelerde su içeri dalmaz. Yavaşça ilerler. Fark edildiğinde hasar çoktan başlamıştır.
Karakum’da yağmur yukarıdan değil, çoğu zaman yandan gelir.
Rüzgarla taşınan su, balkon kapılarını, sürgülü camları ve deniz cepheli salonları hedef alır.
Burada risk şemsiye ile ölçülmez. Conta, fitil ve drenajla ölçülür.
Elektrik kaynaklı hasarların önemli bir kısmı da yağmurla başlar.
Nem prizle tartışır.
Sigorta dosyalarında bu durum genellikle “yangın” olarak görünür ama kökeni sessizdir.
Yağmur Karakum’da bağırmaz. İçten çalışır.
Trafik tarafında tablo daha da ironiktir.
Yollar düzdür, görüş açıktır, hız düşüktür.
Ama yağmurla birlikte fren mesafesi değil, öngörü mesafesi kısalır.
Park halindeki araçlar, hareket halindekilerden daha sık zarar görür.
Kapı vurukları, tampon sürtmeleri, düşük hızın yüksek faturasıdır.
Bu yüzden “Karakum Yağmur Riski” genel bir sel anlatısı değildir.
Bu, yerel bir davranış biçimidir:
Yağmur kısa sürer, etkisi uzun olur.
Hasar küçük başlar, zincirleme büyür.
En çok “önemsiz” denilen detaylardan çıkar.
Sigorta burada teorik bir ürün değildir.
Günlük hayatın, bina yapısının ve hava alışkanlığının doğal devamıdır.
Karakum yağmuru sürpriz sevmez.
Hazırlığı sever.
Bu başlık şunu net biçimde söyler:
Burası anlatılmıştır. Ezberlenmiştir. Sahibi vardır.