Girne Kalesi Yıkılmadı. Çünkü Risk Hesaplandı.
Girne Kalesi, Kuzey Kıbrıs’ın en tanınan yapılarından biri. Limanın hemen yanında, denizle iç içe, rüzgâra açık, neme maruz ve yüzyıllardır aynı yerde. Kuşatma gördü, fırtına gördü, depremleri hissetti, tuzlu havayla yaşlandı.
Ama yıkılmadı.
Bu tesadüf değil.
Bu yazı bir tarih yazısı değil.
Bu yazı, Girne Kalesi’nin neden hâlâ ayakta olduğuna dair bir risk okuması.
GÜÇ DUVARDA DEĞİL, KARARDA
Girne Kalesi’nin ayakta kalmasını sadece kalın taş duvarlarla açıklamak eksik olur. Asıl mesele, kalenin nerede, nasıl ve neyi hesaba alarak inşa edildiğidir.
Kale, denizle arasında bilinçli bir mesafe bırakır. Rüzgâr yönü, kıyı çizgisi, zeminin eğimi ve taşıma kapasitesi dikkate alınmıştır. Yani yapı, çevresini zorlamaz. Çevresiyle kavga etmez. Riskle çatışmak yerine, onu yönlendirir.
Bugün birçok modern yapı, riski yok sayarak ayakta kalmaya çalışır.
Kale ise riski tanıyarak.
SUYUN NEREYE GİDECEĞİ BAŞTAN BELLİYDİ
Girne Kalesi inşa edilirken en kritik soru şuydu:
“Yağmur ve deniz suyu buraya geldiğinde nereye gidecek?”
Bu soru cevapsız bırakılmadı.
Duvar arkalarında boşluklar, eğimler ve tahliye yolları suyu tutmak için değil, uzaklaştırmak için tasarlandı. Su içeri girmesin diye değil, girerse içeride kalmasın diye düşünüldü.
Bugün hasar sonrası sıkça duyulan şu cümle, kalede hiç sorulmadı:
“Bu su buraya nasıl geldi?”
Çünkü cevap baştan belliydi.
YÜK, BASINÇ VE ZAMAN
Bir yapının kaderi sadece ilk günkü sağlamlığıyla değil, yıllar içinde yükü nasıl taşıdığıyla belirlenir. Girne Kalesi yükü tek noktada toplamaz. Ağırlık yayılır. Basınç sönümlenir. Zaman, yapıyı zayıflatmak yerine onu “oturtur”.
Bu nedenle kale yaşlanır ama kırılmaz. Çatlaklar olur ama göçmez. Duvarlar yıpranır ama devrilmez.
Sigortacılık dilinde bu şuna karşılık gelir:
Risk tek noktada birikmezse, hasar büyümez.
MODERN YAPILAR NEDEN DAHA KIRILGAN
Bugün Girne ve çevresinde birçok yapı, kaleden çok daha yeni olmasına rağmen çok daha kırılgan. Bunun nedeni malzeme değil, yaklaşım.
Birçok modern yapı:
Girne Kalesi ise yavaş inşa edilmiştir. Katmanlıdır. Senaryoludur. “Olursa ne olur” sorusu, daha ilk taş konulmadan sorulmuştur.
Bu fark, yüzyıllar sonra bile hissedilir.
KALE SİGORTALI DEĞİLDİ, AMA KORUNMUŞTU
Girne Kalesi’nin bir sigorta poliçesi yoktu. Ama teminatı vardı.
Yanlış yerde güç aramamak.
Suyu içeride tutmamak.
Yükü tek noktaya bindirmemek.
Bugün birçok hasar, poliçede yazanla sahada olan arasındaki farktan doğar. Kale örneğinde bu fark yoktur. Yapı ile risk anlayışı uyumludur.
BU YAZI NE DEĞİL
Bu yazı:
Bu yazı şunu söylüyor:
Risk doğru okunursa, yapı ayakta kalır.
Girne Kalesi bunun canlı kanıtıdır.
BUGÜNE BAKAN DERS
Girne Kalesi’nden çıkarılacak ders romantik değil, pratiktir.
Risk her zaman vardır.
Önemli olan onunla nasıl ilişki kurduğundur.
Gücü yanlış yerde aramamak.
Soruları geç sormamak.
Sorunu içeride büyütmemek.
Kale, yüzyıllardır bunu yapıyor.
Yağmur yine yağacak.
Rüzgâr yine esecek.
Zaman yine geçecek.
Ama risk baştan hesaplandıysa,
yapı ayakta kalır.