Bu poliçeyi satmadık.
Çünkü araç ticari kullanılıyordu.
Her şey normal görünüyordu.
Araç düzgündü.
Prim uygundu.
Poliçe kesilebilirdi.
Ama basit bir detay vardı:
Araç, hususi olarak sigortalanmak isteniyordu.
Oysa fiilen ticari kullanılıyordu.
Bu küçük fark, hasar anında her şeyi değiştirir.
“Sadece ara sıra” ticari kullanım diye bir şey yoktur
Araç:
– müşteri taşımıyorsa bile
– kira getirisi sağlıyorsa
– iş için düzenli kullanılıyorsa
artık hususi değildir.
Sigorta açısından kullanım şekli, niyetten değil fiiliyattan okunur.
“Zaten herkes böyle yapıyor” cümlesi, hasar dosyasında hiç işe yaramaz.
Bu poliçeyi kesseydik ne olurdu?
Hasar anında dosya açılırdı.
İlk incelemede kullanım şekli sorgulanırdı.
Araç, beyan edilenden farklı kullanıldığı için dosya dururdu.
Sonuç büyük ihtimalle şuydu:
– ödeme gecikir
– tartışma başlar
– güven zedelenir
Ve sonunda şu cümle kurulurdu:
“Keşke baştan söyleseydiniz.”
Biz o cümleyi duymamak için satmadık.
“Ama kaza yapmam”
Bu en insani düşüncedir.
Ve sigortanın en zayıf yeridir.
Sigorta, olasılıklar için değil,
olasılık gerçekleştiğinde ne olacağı için vardır.
Yanlış kullanım, en iyi poliçeyi bile işlevsiz bırakır.
Ne yaptık?
Poliçeyi kesmedik.
Kullanımı netleştirdik.
Riskleri açıkça anlattık.
Doğru ürünü önerdik.
Gerekirse beklemeyi tercih ettik.
Yanlış bir poliçe yerine,
doğru bir kararı seçtik.
Neden bunu anlatıyoruz?
Çünkü sigortada en pahalı şey,
hiç yaşanmamış bir kazadan sonra ödenmeyen hasardır.
Bu poliçeyi satmadık çünkü:
– satmak kolaydı
– ama doğru değildi
CAN Sigorta’da sigorta,
sadece kesilen poliçelerle değil,
kesilmeyenlerle de ölçülür.