23:47’de Gelen WhatsApp Mesajı
23:47’de telefonlar normalde sorumluluk taşımaz.
O saatte telefonlar ya sessizdir ya da önemsiz şeyler söyler. Şakalar, yarım kalmış cümleler, ertesi güne bırakılmış planlar. Geceyle aramızdaki yazısız anlaşma budur.
Ama saat 23:47’de bir WhatsApp mesajı geldi.
Ne bir selam vardı.
Ne bir açıklama.
Sadece bir fotoğraf ve tek bir cümle:
“Araba çalışmıyor. Hâlâ yoldayım.”
İşte sigortanın bir belge olmaktan çıkıp bir ana dönüştüğü yer tam burasıdır.
Mesajda poliçe numarası yoktu.
Konum paylaşımı yoktu.
Net bir talep yoktu.
Bu çok normaldir. İnsanlar stres altındayken düzgün yazmaz. Adrenalin klavyeye geçtiğinde cümleler eksilir.
Çoğu insan sigortanın kâğıtta yaşadığını sanır. Oysa sigorta gerçekte bir cevap aralığında yaşar. Kararsızlığın paniğe mi yoksa kontrole mi dönüşeceğini belirleyen dar bir zaman diliminde.
Gece olan olaylar farklı çalışır.
Yol daha uzun hissedilir.
Sessizlik daha ağırdır.
Cevapsız geçen her dakika kaygıyı katlar.
İnsanlar mesai saatleri dışında kimsenin cevap vermeyeceğini varsayar. Bu yüzden 23:47’de gönderilen mesaj aslında bir hizmet talebi değildir.
Bir testtir.
“Gerçekten orada mısınız?”
Bu noktadan sonra önemli olan teminat değildir.
Önemli olan netliktir.
Bir cevap gelir.
Form değil.
Ders değil.
“Yarın bakarız” değil.
Sadece insani bir cümle. Aynı anda üç şeyi söyler:
Mesajın alındı.
Yardım mümkün.
Bu geceyi tek başına geçirmeyeceksin.
Araba hâlâ çalışmıyordur. Sorun hâlâ vardır. Ama yalnızlık çöker. Yalnızlık gittiğinde problemler yönetilebilir hale gelir.
Sigorta dili bunu pek anlatmaz. Poliçelerde limitler, istisnalar, muafiyetler yazar. Ama 23:47 ile gece yarısı arasında ne olduğu yazmaz. O aralıkta insanlar, sadece stres yönetilmediği için kötü kararlar verir.
Gece yaşanan olayların çoğu büyük kazalar değildir. Karanlıkta büyüyen küçük arızalardır. Bitmiş bir akü. Tüm gün bekleyip yanan bir arıza lambası. Yanlış zamanda patlayan bir lastik.
Teknik olarak küçük.
Duygusal olarak gürültülü.
Sonucu belirleyen şey hasar değil, ilk temastır.
İlk cevap geciktiğinde insanlar doğaçlama yapar. Yanlış çekiciyi arar. Güvenli olmayan yardımları kabul eder. Aracı riskli bir yerde bırakır. Öğlen asla yapmayacağı kararları verir.
Ama yönlendirme erken gelirse zaman yavaşlar. Seçenekler ortaya çıkar. Gece tekrar yönetilebilir olur.
Bu yüzden sigorta sessizce gündüz işi olmaktan çıktı. Risk saat sormaz. Arızalar da, ani fark edişler de.
En önemli koruma çoğu zaman kalın harflerle yazılmaz. Ulaşılabilirlikte yaşar. Bir mesaj attığınızda onun boşluğa düşmediğini bilmekte.
23:47 dramatik bir saat değildir.
Sıradan bir saattir.
Onu anlamlı kılan da budur.
O saatte sistemler gerçek yüzünü gösterir. Ya insan davranışı için tasarlanmıştır ya da ofis sandalyeleri için.
Mesaj cevaplanır. Çekici ayarlanır. Talimatlar basittir. Kahramanlık olmaz. Onarım sabaha kalır.
Ama önemli bir şey çoktan olmuştur.
Güven ya kurulmuştur ya da kaybedilmiştir.
İnsanlar faturaları unutur. Ama gecenin nasıl hissettirdiğini unutmaz. Sessizliğin cevap verip vermediğini hatırlar.
Sigorta genelde teminat eksikliğinden değil, zamanlama eksikliğinden başarısız olur. Yardım vardır ama gerektiği anda yoktur.
23:47’de gelen WhatsApp mesajı bir rahatsızlık değildir.
İşin ta kendisidir.
Ve nasıl karşılandığı, sigortanın soyut bir ürün mü yoksa dünyanın en kötü saatinde sessiz bir destek mi olacağını belirler.