16 Ocak Gecesi Sessizce Büyüyen Bir Hasar
Ocak ayının bir gecesiydi.
Saat ilerlemişti. Sokaklar sessizdi ama uyumuyordu. Kıbrıs’ta gece, gündüzden daha dürüst olur. Ne varsa saklamadan gösterir.
Yağmur hafif başlamıştı. Önce önemsenmedi. Camdan bakınca sıradan bir kış gecesi gibiydi. Sonra rüzgar yön değiştirdi. Yağmur sertleşti. Damlalar tek tek değil, birlikte vurmaya başladı.
O sırada bir apartmanda, üst kattaki bir dairede kimse fark etmeden küçük bir şey oldu. Büyük bir patlama yoktu. Alarm çalmadı. Elektrik kesilmedi. Sadece bir ses… Çok hafif. Gecenin gürültüsüne karışan bir sızıntı sesi.
Alt kattaki dairede insanlar uyuyordu.
Saatler geçti.
Su durmadı.
Duvar emdi, tavan tuttu, boya şişti.
Sabaha karşı, biri mutfağa indiğinde ayakkabısının altındaki ıslaklık fark edildi. O an panik başlamadı. Önce “bir şey dökülmüştür” dendi. Sonra yukarı bakıldı. Tavan sararmıştı.
Telefonlar açıldı. Kapılar çalındı.
Gece bir anda gündüze döndü.
Kimse suçlu aramadı. Kimse bağırmadı. Ama herkes aynı şeyi düşündü:
“Şimdi ne olacak?”
İşte sigortanın gerçek sınavı bu anda başlar.
Kaza anında değil.
Hasar büyürken değil.
İnsanlar birbirine bakıp cevap ararken.
O gece isimler önemli değildi.
Markalar da.
Önemli olan şuydu:
Dosya doğru yerden mi başlayacak, yoksa yanlış bir telefonla mı uzayacak?
Bazı geceler vardır.
Manşet olmaz.
Habere çıkmaz.
Ama o evde yaşayanlar için yıllarca hatırlanır.
Ocak geceleri böyledir.
Sessiz başlar.
Detaylarda büyür.
Ve sabah, kimlerin hazırlıklı olduğunu ortaya çıkarır.
Sigorta çoğu zaman gündüz satılır.
Ama gerçekten gece test edilir.
F