“Sigorta Şirketi Değil, Sigorta Ortağı”
“Sigorta Şirketi Değil, Sigorta Ortağı” cümlesi aslında bir slogan değil, bir çalışma biçimi.
Sigorta şirketi şunu yapar:
Poliçeyi düzenler. Primini alır. Hasar olursa dosyaya bakar.
Sigorta ortağı ise başka bir oyundadır:
Hasar olmadan önce devreye girer.
Risk doğarken uyarır.
Poliçe yapılırken “bunu alma, bu eksik kalır” diyebilir.
Hatta bazen satıştan vazgeçer.
Aradaki fark şuradadır:
Şirket ürün satar.
Ortak sonuç üstlenir.
Sigorta ortağı seninle aynı tarafta durur.
Metrekare yanlışsa “yaklaşık yaz gitsin” demez.
Ucuz olsun diye teminat kırpmaz.
Hasar anında “poliçede böyle” diye arkaya yaslanmaz.
Bu yaklaşım şunu kabul eder:
Sigorta, tek seferlik bir işlem değil, uzun bir ilişkidir.
İlişki varsa sorumluluk vardır.
Sorumluluk varsa dürüstlük gerekir.
O yüzden bu cümle iddialı değil, bağlayıcıdır.
“Sigorta şirketi değil, sigorta ortağı” dediğinde şunu söylersin:
Hasar olursa masadan kalkmayacağım.
Poliçe başlarken de, biterken de buradayım.
Bu da kolay bir vaat değildir.
Ama gerçek koruma zaten kolay olan şeylerden çıkmaz.